06 Ekim 2010

Bindik bir alamete...

Bilişim 2010 zirvesinden net olarak anladığım tek bir şey var.
Herkes bir yere gittiğimizde hemfikir ama kimsenin nereye gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yok!

02 Ekim 2010

Kolonya var.. Koku var..

Kolonya çok güzel kokar da...
Limondur hep...
Bellidir bağları...
Traş, hasta, berber, misafir falan...
Belki bir kaç şey daha...

Halbuki kokular öyle mi?
Onlar bağlıdır hatıralara...
Her biri anılar taşırlar...
insanlar...
zamanlar...
bazen olaylar...
görünmez birer hatıra defteri gibidirler...
kişiye özel...

Ansiklopediler

Biraz evvel kitapları topluyordum ya... Ansiklopediler... biraz kırgın göründüler gözüme... sanki ihanete uğramış gibiydiler... Tüm o ağırlıklarına... kalınlıklarına... büyüklüklerine ve sayısal üstünlüklerine rağmen biraz kırgınmışlar gibi geldiler bana...

Yaklaştırdım kulağımı onlara... "Sen çocukken biz vardık, o bitmez tükenmez sorularını bizlere sorardın. Ne çok eğlenirdik bir arada. Aynı odadayız, görüyoruz seni, bitmez tükenmez soruların tükenmedi ama artık bize değil, elinde açılıp kapanan bir ışıklı kitap var, sorularını ona soruyor, cevaplarını ondan alıyorsun" dediler...

Ben bir şey diyemedim...

Dokundum onlara sadece... açtım baktım bir kaç sayfalarına... o sayfalara da -dokundum-... Sonra... sonra yok... o kadar işte...

Anlatmak / Anlaşılmak

Ne anlatmak var.. ne de anlaşılmak... boş laf bunlar... insan kendini, kendisine bir anlatabilse... bir anlayabilse kendini... ne anlatmaya gerek kalır ne de anlaşılmaya...

Eşeklerle Tartışmak!

Translate